TÜRKLER VE MÜSLÜMANLIK 1. Türklerin Müslüman Oluşu Türkistan ve Maveraünnehir'de yaşayan Türkler, 5 ve 6.

Download Report

Transcript TÜRKLER VE MÜSLÜMANLIK 1. Türklerin Müslüman Oluşu Türkistan ve Maveraünnehir'de yaşayan Türkler, 5 ve 6.

TÜRKLER VE MÜSLÜMANLIK
1. Türklerin Müslüman Oluşu
Türkistan ve Maveraünnehir'de yaşayan
Türkler, 5 ve 6. yüzyıllarda:
1- Budizm,
2-Zerdüştlük,
3-Maniheizm
4- Hıristiyanlık gibi çeşitli
Dinlere inanıyorlardı.
İslamiyet’in, Türklerin yoğun olarak
yaşadıkları coğrafyaya ulaştığı
dönemlerde MİLLÎ BİR DİN hâline gelen
GÖKTANRI DİNİNİ muhafaza eden
Uygur,Hazar ve Bulgar Türkleri yabancı
din ve kültürlere geçmeye başlamışlardı.
Milli Benliklerini yitiriyorlardı.
Göktanrı Dini, Peygamberi ve Kutsal
Kitabı olmayan bir Dindir.
Bu Dinde kam veya şaman denilen din
adamları vardır.
Bunlar :
1-Merasimleri yönetirler.
2-Halkın problemlerine çözüm ararlar.
3-Hastalıklara şifa bulmaya çalışırlar ,
4-Cenaze ve defin işlerini idare ederlerdi.
5-Çeşitli törenleri yönetirlerdi.
Türkler, Göktürk Devleti'nin
yıkılmasından sonra siyasi bir birlikten
yoksun kaldıklarından dolayı çeşitli
bölgelere dağılmış ve farklı kültürler ile
dinlerin etkisinde kalmışlardır.
İnandıkları bu dinler Milli Benliklerini
ve Siyasi Birliklerini sağlayamamıştır.
Göktürk Devletinin yıkılmasından sonra
Türklerin Siyasi Birlikleri bozuldu.
Farklı Din ve medeniyetlerin etkisi altına
girmeye başladılar.
5.ve 6.yy.Türkler çeşitli Dinlere inandılar:
1-Budizm,
2-Zerdüşlük,
3-Mani Dini,
4-Hıristiyanlık,
5-Göktanrı Dini
Türk dünyasının doğusunda bulunan
Uygurlar, millî dinleri olan Göktanrı
inancını terk ederek ; Mani, Buda ve
Hıristiyan dinlerine girerken,
batıda yerleşmiş bulunan Hazarlar
Hıristiyanlık, Yahudilik ve İslamiyet’i ,
İdil-Volga Bulgarları İslamiyet’i,
Tuna Bulgarları ise Hıristiyanlığı
benimsemeye başlamışlardı.
Türkler, Müslüman Araplarla ilk olarak,
II Halife Hz Ömer (R.A.) zamanında
MAVERAÜNNEHİR BÖLGESİNDE
karşılaşmışlardır.
Daha sonra Türkler Emeviler Döneminde
MAVERAÜNNEHİR BÖLGESİNDE
İslamiyet ile tanışmışlardır.
Emevi İdaresindeki Müslüman Ordular,
MAVERAÜNNEHİR'E kadar ilerlemiş ve
Semerkant ile Buhara gibi önemli
şehirleri fethetmişti.
Türkistan'da hüküm sürmeye başlayan
Emevi İdaresinin adil olmayan
davranışları,taraflı ve siyasi
tutumlarından dolayı Türkler, yüz yüze
geldikleri bu yeni dine karşı biraz
mesafeli durmaya başladılar.
Emevilerin bu tutumları Türklerin
İslam Dinine girmesini yavaşlatmıştır.
Emevilerin siyasi baskılarından
bunalan ve aralarında Türklerin de
bulunduğu geniş halk kitlelerinin
desteğini arkasına alan ABBASİLER,
Emevi iktidarına son verdiler.
Eğer Türkler, Orta Asya'ya doğru ilerleyen ve
kendilerini de tehdit eden ÇİN ORDUSU
karşısında zayıf düşen Müslüman Ordularına
Talaş Savaşı esnasında
yardım etmeselerdi ABBASİ DEVLETİ
BÜYÜK BİR YENİLGİYE UĞRAYABİLİRDİ.
Türkler, bu savaşta gösterdikleri büyük
askeri başarılarından dolayı Abbasi
idarecilerinin dikkatini çekmiş ve devletin
korunması ve ordu komutanlıkları
görevlerine getirilmişlerdir.
Abbasi Devleti'nin kurulmasıyla birlikte
Türkler, İslam dinine daha yakın ilgi
duymaya başladılar ve gruplar hâlinde
hızla İslamiyeti benimsediler.
Talaş Savaşı esnasında Türkler,
Abbasi devletinin yanında yer alarak;
hem bu savaşın sonucunu ,
hem de kendi tarihlerinin yönünü
DEĞİŞTİRDİLER.
•1-İslâm Dini ve İslâm Medeniyetinin
üstünlüğü ve Çekiciliği,
•2-Türklerin eski inançlarının,İslam
Dininin İnançlarına Yakın Olması,
•3-Türklerin Fıtri Özelliklerinin,İslam
Dininin İlkelerine uygun düşmesi,
•4-Türklerin Eski İnançlarının,Türk
Boyları arasında Milli ve Siyasi
Birlik ve Beraberliği sağlayamaması,
Tek Devlet Olamamaları.
•5-Müslümanların Türklere Devlet
Kademelerinde ve Ordu yönetiminde
çeşitli görevler vermeleri.
KARAHANLILAR, ilk Müslüman Türk devletidir.
Karahanlıların, 10. yüzyıl başlarında Samanoğulları
aracılığıyla İslam dinini benimsemeleri, Orta Asya
Türklerinin tarihini etkileyen büyük ve önemli bir
olay olmuştur.
Bu dönemde İslam, Türklerin büyük bir
çoğunluğunun benimsediği bir din hâline gelmiştir.
Osmanlı Devleti'nin ilk çekirdeğini
oluşturan Büyük Selçukluların da
İslamiyet’i kabul etmeleri, Batı
Türklerinin tarihini etkilemiş ve
günümüze kadar gelen
Müslümanlığın başlangıç noktasını
oluşturmuştur.
İslamiyet’in hızlı bir şekilde Türkler arasında
yayılması, Türklere de yeni bir ruh ve kuvvet
vermiştir.
Türkler bu yeni ruh ve kuvvet sebebiyle
Asya steplerinden Avrupa'nın içlerine kadar
uzanan geniş bir coğrafyada ;
BÜYÜK VE UZUN ÖMÜRLÜ DEVLETLER
kurmuşlardır.
1-Karahanlılar,
2-Gazneliler,
3-Selçuklular,
4-Osmanlılar,
TÜRKLERİN İSLAM’A
HİZMETLERİ
1-İslam’ın Yayılmasındaki Hizmetleri,
A)Karada
B)Denizde
2-İslam’ın Korunmasındaki Hizmetleri,
I.II… HAÇLI SEFERLERİ
3-Türklerin İslam İlim ve Medeniyetine
Katkıları:.
Türklerin İslam İlim ve Medeniyetine
Katkıları:
• TÜRKLER :
•
•
•
•
1-Bilim,
2-Sanat,
3-Edebiyat,
4-Mimari
TÜRKLERİN BİLİME KATKILARI:
(MÜSLÜMAN TÜRK BİLGİNLERİ)
• DİNİ İLİMLERDE:
• Tefsir :İmam-ı Zemahşeri,
• Fıkıh :İmama-ı Azam Ebu Hanife
• Hadis :İmam-ı Buhari,
• Kelam :İmam-ı Maturidi,
Sosyal ve Fen Bilimlerinde:
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
İbn-i Sina =Tıp
Harezmi =Matematik
Uluğ Bey = Astronomi
Biruni =Mateamtik ve Fen
Hazerfen Ahmet Çelebi =Fizik
Farabi =Felsefe
İbn-i Sina =Felsefe
Mimar Sinan =Mimari
Yusuf Has Hacip =Edebiyat
Kaşgarlı Mahmut =Edebiyat
Hafız Osman =Hüsn-ü Had(Güzel Yazı Yazma Sanatı)
Müslümanlığın yayılmaya başlamasında;
Alimlerin ve Tüccarların büyük katkısı olmuştur.
11. yüzyıldan itibaren Türkler arasında yetişen
1-İmam-ı Azam Ebu Hanife,
2-İmam-ı Maturidi
3-Hoca Ahmet Yesevî,
4-Hacı Bektaş Veli,
5-Yunus Emre ,
6- Ahi Evran
7-Mevlana Celaleddin-i Rumi
gibi şahsiyetler, Anadolu'nun çeşitli bölgelerine
yayılarak İslamiyet’i anlatmışlar ve Anadolu'nun
Müslümanlaşmasını sağlamışlardır.
İmam-ı Azam Ebu Hanife
• Tam adı EBU HANİFE EN-NUMAN BİN SABİT. (D. 699, Küfe – Ö. 767, Irak /Bağdat)
• Ehli Sünnetin dört büyük imamının birincisi olan
İmam-ı Azam Ebu Hanife; fıkıh ve kelam bilginidir.
• İslam fıkhını sistemleştirmiş ve dört Sünni
Mezhepden biri olan: Hanefi Mezhebinin
kurucusudur.
• Kadılığı ısrarla reddederek siyasetten uzak durduğu
için yönetenlerin baskılarına uğramış, zindanda vefat
etmiştir.
• Kurduğu mezhep birçok İslam toplumunca kabul
edilmiş, Arap ülkelerinin yanı sıra Türkiye, Hindistan,
Pakistan, Çin ve Orta Asya'ya kadar yayılmıştır.
Ebu Mansur el-Matüridî
• Ehl-i sünnetin iki itikad imamından birincisidir.
• İsmi, Muhammed bin Muhammed Matüridi'dir.
• Künyesi, Ebu Mensur'dur. Doğum yeri Semerkand'ın Matürid
nahiyesidir. Hicri 333 (m. 944) yılında Semerkand'da vefat etti.
• Matüridi de diğer İslam âlimleri gibi, kendi zamanında
Ehl-i Sünnet İtikadını müdafaa etmiş, açık bir şekilde izah ederek
yaymış ve Müslümanların bu doğru itikada uymalarını
sağlamıştır.
• İlimde çok iyi yetişen imam-ı Matüridi, çeşitli kitaplar yazmak ve
talebe yetiştirmek suretiyle Ehl-i Sünnet itikadına en büyük
hizmeti yapmıştır.
• Matüridî, Eş’ari ile birlikte ehli sünneti temsilcisi olup,
• İtikatta MATURİDİ MEZHEBİNİN kurucusudur.
HOCA AHMET YESEVİ
Yesevi Tarikatının kurucusudur. Türk mutasavvıf ve
şairdir.
Ahmed Yesevi, batı Türkistan’da doğmuştur ve babası
bir şeyhtir.
“Türkler arasında İslam inancının olabildiğince
yayılmasına büyük katkıları ve yardımları olmuştur.
Yesevilik, göçebe Türkler arasında eski Türk gelenek
ve törelerini içeren bir öğreti olarak yerleşti.
Etkisi sonraları Türkistan sınırlarını aşarak, horasan
ve hazar’ın doğu ve kuzey kıyılarına yayıldı.”
Tasavvufi Türk halk şiirinin de gerçek öncüsüdür.
Türkçe kullanarak bir çok tasavvufi şiir yazmıştır.
Sanat kavgası yerine düşünceleri anlatmak maksadı
ile yazılmış olan yegane şiirlerin de sahibidir.
YUNUS EMRE(1238-1321)
• YUNUS EMRE: Türk milletinin yetiştirdiği en
büyük tasavvuf erlerinden ve Türk dili ve
edebiyatı tarihinin en büyük şairlerinden biridir.
• Yunus Emreyi YUNUS yapacak manevi eğitimini
Taptuk Emre
Taptuk dergahında
vermiştir.
• Zira Yunus Emre, sadece yasadığı devrin değil,
çağımız ve gelecek yüzyılların da ışık kaynağıdır.
• Allah ve cümle Yaradılmışı içine alan sonsuz
sevgisinden kaynaklanan fikirleri, dünya üzerinde
insanlık var oldukça değerini koruyacaktır.
•
•
•
•
Elif okuduk ötürü,
Pazar eyledik götürü,
Yaratılanı hoş gördük ,
Yaratandan ötürü.
• İlk kez Yunus, şiirlerinde büyük ölçüde Türkçe
kullanmıştır.
• Böylece, şiirleri kısa zamanda yayılarak
benimsenmiş ve ilahi olarak da söylenerek
günümüze dek ulaşmıştır.
• Canım kurban olsun senin yoluna ,
• Adı güzel kendi güzel Muhammed .
• Şefaat eyle bu kemter kuluna ,
• Adı güzel kendi güzel Muhammed .
HACI BEKTAŞ VELİ
• Hacı Bektaş Veli, 13. Yüzyıl'da yaşamış bir mutasavvıf ve
düşünürdür.
• O, Anadolu'yu Türkleştiren ve İslamlaştıran ve Türkmen
gücünün hayatına şekil veren bir halk lideridir.
• Hacı Bektaş Veli'ye bağlı Türkmenler'e, Bektaşi
denilmiştir.
• Osmanlı Devleti'nin kuruluşunda da Hacı Bektaş Veli'nin
düşünceleri etkili oldu.
• Osmanlı Devleti, Türkmen göçebelerine dayanan bir
özellik taşıyordu. Bu beyliğin kurucusu Osman Bey,
eşitlikçi bir dünya görüşünü temsil ediyordu.
• Osmanlı Devleti Balkanlar'a geçince Bektaşi düşüncesinin
eşitlikçi, insancıl özünden de yararlandı.
• Bugün bile Balkan ülkelerindeki Bektaşi dergahlarına
Hıristiyan halkın saygı duyması, işte bu düşünce
genişliğinden kaynaklanmaktadır.
MEVLÂNA CELADDİN-İ RUMİ
• Yaşamını "Hamdım, piştim, yandım"
sözleri ile özetleyen Hz. Mevlâna, 30
Eylül 1207 yılında bugün Afganistan
sınırları içerisinde yer alan Horasan
yöresinde, Belh şehrinde doğmuş,
17 Aralık 1273 günü Hakk'ın
rahmetine kavuşmuştur.
• Onun çağrısı Hakka, Hakikate,
Doğruluğadır.
• “Geçmişteki halin ne olursa olsun,
bu hal seni ümitsizliğe düşürmesin,
tövbe etmek kaydıyla, yani eski
haline dönmemek üzere gelmek
istersen bu kapı sana açıktır” mesajı
verilmektedir.
• Yoksa “ne olursan ol yine gel”
çağrısından; eski halini
değiştirmeden olduğun gibi kal
dediği anlaşılmamalıdır.
AHİ EVRAN
• Asıl Adı: Nasir üd-din EbüI-Hakäyik Mahmud El Hoy
Yaşadığı yıllar: (1171-1261)
Doğum yeri: Azerbaycan Hoy kasabası
• Herkesin korkup kaçtığı evran denen büyük bir yılanın onu görünce
sakinleşmesi ve itâat etmesi dolayısıyla “Evran” diye anılmıştır.
• Ahi Evran gençliğinde Ahmed Yesevi’den ilk tasavvuf terbiyesi
aldıktan sonra 0 zamanın ünlü tasavvuf alimlerinin buluşma yeri
olan Bağdat’a gitmeye karar verir.
• Önce niyetlendiği Hac farızasını yerine getirir. Sonra dönüş yolunda
kayınpederi olan Evha’ düd-Dini Kirman ile tanışır.
• Selçuklu Sultanı Gıyaseddin-i Keyhüsrev zamanında, kayınpederi
Evhadudin ile Anadolu’ya gelen Ahi Evran Konya’da yerleşir.
• Selçuklu Sultan Aleaddin Keykubat zamanında Ahi Birlikleri kurulur.
• Sultan Aleaddin Keykubat’ın Ahi Birlikleri’ni himaye etmesi ile
Anadolu’nun birçok yerinde bu birlikler süratle kurulmaya başlanır.
• Bu dönem Anadolu Selçuklu Devletı’nın iktisaden en parlak dönemi
olmuştur.
• Kırşehir’e eşi Fatma Ana ile yerlesen Ahi Evran
eşinin kurduğu Anadolu Kadınlar Birliği
(Baciyan-i Rum) Teşkilatı’nı desteklemiş
bununla birlikte Ahi Teskilatı’nın (Ahiyan-i Rum)
büyümesi ve gelişmesi için çaba sarfetmiştir.
• Anadolu kadınlar Birliği de Ahiler’in Kadınlar
kolu olarak: yetim ve kimsesiz genç kızları
himayesine almış, onların eğitimlerinden evbark sahibi olmalarına kadar her türlü yardımı
yapmıştır.
• Bunun dışında ihtiyar kadınların bakımı ,
genç kızların evlendirilmesi gibi birtakım sosyal
yardımlarda bulunmuştur. Ayrıca maddi
sıkıntıda olanlara da yardım etmiştir.
• Ahi Zaviyesine gelen konuklarına hizmette
bulunup eşlerine yardımcı olmuşlardır.
• “İŞİNE, AŞINA, EŞİNE SAHİP OL!” sözü bu
teşkilatın ana prensibi olmuştur.
• İslâm âleminde daha önce de mevcut bulunan, cömertlik, mertlik, mürüvvet
mânâlarına gelen ve güzel ahlâkın en yüksek mertebesi şeklinde bilinen fütüvvet
teşkilâtı(Yiğitlik Teşkilatı) ile Ahî Evran’ın nasihatlarından :
• AHÎLİK TEŞKİLÂTININ UMDELERİ, ŞARTLARI, ORTAYA ÇIKTI;
• “Ahî ve şeyh helâlinden kazanmalıdır. Teşkilât mensuplarının hepsi sanat sâhibi
olmalıdır. Cömert olup yoksullara yardım etmelidir. Âlimleri sevmeli, gereken
hürmeti göstermelidir. Namazlarını zamânında kılmalı, kazâya bırakmamalıdır.
Alçak gönüllü olmalı, fakirleri sevmelidir. Nefsine hâkim olup, haramlardan
kaçınmalıdır. Beylerin, zenginlerin kapısına gitmemelidir.”
• Bir Ahînin üç şeyi açık olmalıdır:
1) Cömert olup eli açık olmalı, fakat isrâf etmemelidir.
2) Misâfire kapısı açık olmalı, gelene ikrâmda kusûr etmemelidir.
3) Sofrası açık olmalı, aç geleni tok döndürmelidir.
• Üç şeyi de kapalı olmalıdır:
1) Gözü; harama ve başkasının ayıbını görmeye kapalı olmalıdır. Kimseye sû-i zan
etmemeli, yabancı kadına, kıza ve başkasının bakması haram olan yerlerine
bakmamalıdır.
2) Dili bağlı olmalı, kimseye kötü söylememeli, lüzumsuz yere konuşmamalıdır.
3) Beli bağlı olmalı, kimsenin nâmusuna, ırzına, haysiyet ve şerefine göz
dikmemelidir.
MİMAR SİNAN
Osmanlı padişahları I.
Süleyman, II. Selim ve III. Murat
dönemlerinde baş mimar olarak
görev yapan Mimar Sinan,
yapıtlarıyla geçmişte ve
günümüzde dünyaca
tanınmıştır.
Mimar Sinan, 92 camii, 52
mescit, 57 medrese, 7 darülkurra, 22 türbe, 17 imaret, 3
darüşşifa (hastane), 5 su yolu, 8
köprü, 20 kervansaray, 36 saray,
8 mahzen ve 48 de hamam
olmak üzere 375 eser vermiştir.
Selimiye Camii - Edirne
Mimar Sinan'ın 80 yaşında yaptığı ve "USTALIK ESERİM"
dediği Selimiye Camii, gerek Mimar Sinan'ın gerek
Osmanlı mimarisinin en önemli baş yapıtlarından biridir.
Caminin kapısındaki kitabeye göre yapımına 1568 yılında
başlanmıştır. 14 Mart 1575'te ibadete açılmıştır.
Bir tepe üzerinde bulunan Selimiye'de daha önceki hiçbir
camide, ya da antik çağ mabedinde görülmemiş bir
teknik kullanılmıştır. Daha önceki kubbeli yapılarda, asıl
kubbe kademeli yarım kubbelerin üzerinde
yükselmesine rağmen, SELİMİYE CAMİİ ;
43,25 metre yüksekliğinde,
31,25 metre çapında,
tek bir kubbe ile örtülmüştür.
Kubbe 8 sütuna dayanan bir kasnak üzerine
oturtulmuştur.Kasnak, fil ayaklarına 6 metre genişliğinde
kemerlerle bağlıdır. Sinan, bu şekilde örttüğü iç mekana
verdiği genişlik ve ferahlıkla birlikte mekanın bir kerede
kolayca anlaşılmasını sağlar. Kubbe aynı zamanda
camiinin dış görünüşünün ana hatlarını da belirler.